Bulgaristan’da yaşanan asimilasyon politikalarına karşı kimliğine, diline ve inancına sahip çıkan soydaşlarımızın anısını yaşatmak adına Cumhuriyet Parkı’na kazandırılan Göç Anıtı’nın açılışını gerçekleştirildi. Törende 1989 Zorunlu Göçü’nün derin izleri ve yaşanan acılar bir kez daha saygıyla anıldı.
Çorlu Belediyesi, tarihin en büyük zorunlu göç hareketlerinden biri olan 1989 göçünün ve soydaşlarımızın verdiği onurlu mücadelenin hafızalardan silinmemesi için anlamlı bir adıma imza attı. Cumhuriyet Parkı'nda yerini alan Göç Anıtı, düzenlenen resmî törenle ziyarete açıldı. Açılış törenine Çorlu Kaymakamı Niyazi Erten, Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan Aygun, Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Candan Yüceer, Çorlu Belediye Başkanı Ahmet Sarıkurt, belediye başkan yardımcıları, göçmen federasyonları ve derneklerinin başkan ve yöneticileri, çok sayıda vatandaş ve göçün canlı tanıkları katıldı.
“Bu Anıt; Acının, Direncin ve Umudun Simgesidir”
Törende konuşan Çorlu Belediye Başkanı Ahmet Sarıkurt, Göç Anıtı’nın sıradan bir yapı olmadığını, çok derin bir tarihî sembol barındırdığını ifade ederek; “1989 Zorunlu Göçünün acı hatırasını gelecek kuşaklara aktarmak, yaşananları unutmamak ve insan onurunun her koşulda korunması gerektiğini bir kez daha hatırlamak için bir araya geldik. Cumhuriyet Parkı`mızda yerini alan Göç Anıtı; geçmişin acılarını hafızamızda diri tutarken dayanışmanın, kardeşliğin ve umudun da simgesi olacak.” dedi.
“Doğdukları Toprakları Terk Etmek Zorunda Bırakıldılar”
Göç, insanlık tarihi kadar eski bir kavramdır diyen Başkan Sarıkurt, “Türk milletinin tarihi de göçlerin, yolculukların, ayrılıkların ve yeniden kök salmanın hikâyesidir. Orta Asya'dan Anadolu'ya, Anadolu'dan Balkanlara uzanan bu uzun yolculuğun önemli duraklarından biri de Çorlu olmuştur. Çorlu’muz; yüzyıllardır göç alan, göç veren, geleni bağrına basan bir kenttir. Şeyhsinan'dan Muhittin'e, Hatip'ten Hıdırağa'ya kadar bugün adını yaşattığımız mahallelerimizin kuruluşunda da göçün izleri vardır. Çünkü Çorlu'nun mayasında dayanışma, paylaşma ve kardeşlik vardır. Ancak bazı göçler vardır ki sadece yer değiştirmek değildir.1989 yılında yaşananlar böylesi bir acıdır. İnsanlar savaş nedeniyle değil, yoksulluk nedeniyle değil; isimlerinden, dillerinden, inançlarından ve kimliklerinden vazgeçmeyi reddettikleri için doğdukları toprakları terk etmek zorunda bırakıldılar. Bir sabah uyandıklarında adlarının değiştirildiğini öğrendiler. Çocuklarına kendi dillerinde seslenmeleri yasaklandı. Geleneklerini yaşamaları engellendi ve sonunda ellerine alabildikleri birkaç bavulla, arkalarında mezarlarını, çocukluklarını, anılarını bırakarak yola çıktılar” diye konuştu.
“O Yolun En Masum Tanıklarından Biri Türkan Bebekti”
O yolun en masum tanıklarından birinin de Türkan Bebek olduğunu kaydeden Başkan Sarıkurt, “Henüz hayatının baharında, daha dünyayı tanımaya fırsat bulamadan yaşanan zulmün simgesi hâline gelen Türkan Bebeği ve bu süreçte hayatını kaybeden tüm soydaşlarımızı rahmetle anıyorum. Büyük Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün, "Muhacirler kaybedilmiş topraklarımızın aziz hatıralarıdır." sözü, aslında bugün burada taşıdığımız duygunun en yalın ifadesidir. Çünkü bu topraklara gelen insanlar sadece valizlerini değil; çocukluklarını, türkülerini, geleneklerini, sevinçlerini ve hüzünlerini de beraberlerinde getirdiler. Cumhuriyetimiz ise onları bağrına basarak yeniden umut olmayı bildi. 1989 yılında sınırlarımızdan içeri giren soydaşlarımız için Türkiye; Atatürk'ün emanet ettiği cumhuriyetin adaletine, merhametine ve kardeşlik anlayışına tutundukları güvenli bir yuva oldu.” şeklinde konuştu.
“Bu Anıt Umudun Anıtı”
Bugün açılışını yapılan anıtın, acının taşa dönüşmüş hâli olduğunu ifade eden Çorlu Belediye Başkanı Ahmet Sarıkurt; “Aynı zamanda umudun da anıtıdır. Çünkü buraya gelen insanlar sadece kayıplarını getirmediler; emeklerini, bilgilerini, çalışma azimlerini ve hayata tutunma iradelerini de beraberlerinde getirdiler. Yaklaşık yüz bin göçmenin Tekirdağ ve Çorlu'da yeni bir hayat kurmasıyla kentimizin ekonomik ve sosyal gelişimi önemli bir ivme kazandı. Fabrikalar büyüdü, yeni işletmeler kuruldu, mahalleler gelişti. Bugün sporun, sanatın, siyasetin, iş dünyasının her alanında onların çocukları ve torunları başarı hikâyeleri yazıyor.” dedi.
“Tarih Doğru Hatırlandığında Geleceğe Işık Tutar”
Başkan Sarıkurt, “Doğduğu yer başka, doyduğu yer başka olsa da kalbinde iki memleket taşıyan insanların hikâyesi. Kabristanlarımızı dolaştığınızda Razgrad, Şumnu, Kırcaali, Varna, Silistre, Dobriç yazılı doğum yerleriyle; ölüm yeri olarak Çorlu'yu görürsünüz. Bu manzara bize şunu hatırlatır: İnsan bazen bir ömrü iki vatana bölerek yaşar. Bir yanda çocukluğunun geçtiği sokaklar, komşuları ve hatıraları; diğer yanda evlatlarının büyüdüğü, emek verdiği ve geleceğini kurduğu şehirler vardır. İşte bu yüzden o unutulmaz dizeler, 1989 göçünü yaşamış soydaşlarımızın yüreğinde bambaşka bir anlam bulur. “Uzun ince bir yoldayım, gidiyorum gündüz gece” O ince uzun yol; onlar için sadece iki ülke arasındaki bir sınır değildi. Hasretin, sabrın, kimliğine sahip çıkmanın ve yeniden kök salabilmenin yoluydu. Ve o yolun sonunda, acılarını unutmadan geleceğe umutla bakan güçlü bir hayat kurmayı başardılar. Bizler geçmişi intikam duygusuyla değil, hakikati unutmamak ve benzer acıların bir daha yaşanmaması için hatırlıyoruz. Çünkü tarih, ancak doğru hatırlandığında geleceğe ışık tutar. Aliya İzzetbegoviç'in söylediği gibi: ‘Bize yapılanları unutursak bunun tekrar yaşanmasına zemin hazırlarız.’ Bu nedenle bu anıt; nefretin değil, hafızanın anıtıdır. Kinin değil, insan haklarının ve insan onurunun anıtıdır. Çocuklarımıza ve torunlarımıza bırakacağımız en değerli miraslardan biri de budur: Kim olursa olsun, nerede yaşarsa yaşasın, insanın diline, inancına, kültürüne ve kimliğine saygı duymak. Çorlu Belediyesi olarak bizler; geçmişin acılarını unutmadan, kardeşliği, birlikte yaşam kültürünü ve dayanışmayı büyütmeye devam edeceğiz. Bu anlamlı eserin kentimize kazandırılmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyor; başta Türkan Bebek olmak üzere 1989 Zorunlu Göçü'nün tüm mağdurlarını rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum. Ruhları şad olsun.” şeklinde konuştu.
Protokol konuşmaları ve 1989 Zorunlu Göçü’nde yaşanan acıları anlatan şiirlerin okunmasının ardından Göç Anıtı’nın resmî açılışı gerçekleştirildi.